Deri Montum Zaten Vardı
Memed Erdener, Temmuz 2026
1987 falan, Esentepe’de eski ilkokulumun hemen yakınında, Dedeman Otelinin arkasında bir harika müzik evi vardı. Adı neydi hatırlayamıyorum. Hatırlayan var mı?
Bu dükkana girdiğimde etraftaki plak kapakları, özel rock kitapları, garip dekorasyonu ve ne yazık ki şu an anlatamayacağım o kokusu, tabi ki çalan müzik ve dükkan sahibinin kılık kıyafeti ile hızla ve üzülerek şunu anlamıştım: Benim yaşadığım şey hayat falan değildi canım. Fena ıskalamıştım.
Fenerbahçe’nin gollerini deftere yazarak olacak iş değildi yani bu. Kaçırdığım büyük bir şey vardı. Vardı da, neydi bu büyük şey? Bu uzaktaki hayatın belgelerine ulaşmam gerekiyordu. Dükkanın vitrininde bulduğum Stüdyo İmge adlı dergiyi alelacele satın aldım. Sanki zaten hep bu dergiyi takip edermişim gibi…
Eve gelip dergiyi birkaç nescafe içerek yutar gibi okudum. Bir hazinenin kapısını hafif hafif aralamıştım sanki. Alelacele bas gitar çalmalı ve bu, ne demekse artık bu saykodelik girdaba dalmalıydım. Hemen kahverengi bir kadife ceket bulmalı, süet ayakkabılar edinmeli ve boğazlı kazağı hiç çıkarmamalıydım.
Yaptım da.
Liseden kurtulunca saçlarım hızla uzadı. Gözlerime kalem çektim. Akademide koridorda, duvarlara sürtünerek yürümeye başladım. Cesur ve planlı dönüşümümün ardından Whisky grubundan, grubun yeni solisti olmam için teklif geldi.
Deri montum zaten vardı.